10 Ağustos 2012

EV SAHİBİ ODUNCUYU DİNLESENİZ - Mustafa SEVİNÇ

EV SAHİBİ ODUNCUYU DİNLESENİZ

Ortadoğu’da yüzyılın değişimi olmaktadır.
            Bu değişimden de Türkiye’nin geçmişi ve jeopolitik konumundan dolayı, Uzakdoğu, Rusya, Amerika ve Nato ülkeleri ile bağlantılı olmanın dışında Kafkaslar, Balkanlar, Akdeniz, Karadeniz, Avrupa ve Avrupa birliği özellikle Ortadoğu ile doğrudan ilgilidir.
Bana göre Ortadoğu’daki gelişmeler, yeni oluşumlar, Türkiye hesaba katılmadan belirlenemeyeceği gibi, Türkiye’nin razı olmayacağı bir değişim ve gelişmeler olursa gelecekte Ortadoğu’daki sıcaklığı daha da artırır.
Bu değişimden Türkiye iç ve dış politikalarını Doğru belirlerse en karlı çıkan Ortadoğu ülkesi olur.
Benimde katıldığım, geçmişte rahmetli Özal “Bir koyup üç alırız” dediğinde çok kişi yadırgamıştı. Halende yadırgayanlar çoğunlukta.
Güçlü ve belirleyen ülke olmanın bedeli vardır. Büyük politikaları belirlemede kısa vadede sonuç alamazsınız. Onun için kısa vadede sonuç beklemeden, uzun vadeli politikalar belirlemelisiniz.
Belirlediğiniz politikaları uygulayabilmek için sınırlarımız içindeki sorunları çözmüş olmanız lazım. Yoksa 50 yıl geriden gelen devletçi muhalefet ayağınıza bağ olabileceği gibi alacağınız orta ve uzun vadeli kararları da kamuoyuna anlatmakta zorlanırsınız.
Sınırlarımız içinde Türklerin ve Kürtlerin, Sünnilerin ve Alevilerin birbirilerine karşı kaybedecekleri bir yenilgi ve kazanacakları bir zaferleri yok. Ama birlikte zarar edeceği çok şeyleri var.
Sınırlarımız içindeki sorunları çözmek için öncelikle herkesin kendisi, kendi geçmişi ile hesaplaşması gerek. “Ben nerede yanlış yaptım” sorusunun cevabını araması ve değerini yitirmiş tabularımızdan kurtularak, kanlarımız ve gözyaşlarımız üzerine politika belirleyenlere rağmen akil insanların birlik olması gerek.
İngilizler 28 Temmuz 2012 Londra Olimpiyatları’nın açılışı konuşmasında:
“Tarih boyu size çok şey kattık: Sizi tarım toplumundan, sanayi çağına çıkarttık. Hayallerinizi biz kurduk, şiirlerinizi, masallarınızı biz yazdık. Filmlerimizi izleyip şarkılarımızı dinlediniz. O yüzden hepiniz biraz İngiliz’siniz.” Dediklerinde üzüntüyle düşünüp keşke bu konuşmayı Önümüzdeki olimpiyatlarda açılış konuşmasını yapan Türkiye olsaydı ve “O yüzden hepiniz biraz Türkiyeli ’siniz.” Deseydi.
4 ağustos 2012 te zaman gazetesinde Ali Bulaç’ın “Başbakan'ı sevmek” başlıklı yazısında.
“…Bildiğim bir şey varsa, Sayın Başbakan'ın etrafında örülen etten duvarı aşıp ona ulaşmanın neredeyse imkânsız olduğudur. Medya üzerinden yazılıp çizilenler, konuşulanlar da ona yanlış aksettiriliyor, sizin bir cümleniz üç cümle yorum içine yedirilerek ona sunuluyor. Ve bu teamül öyle boyutlara ulaştı ki, ifade özgürlüğünü yok ettiği gibi ekmeğinizle oynama noktasına ulaşmış bulunuyor. "Sayın Başbakan'ım filan kanalda aleyhinizde şu konuşuldu, hemen programı iptal ettirelim" diyorlar veya kendileri re'sen Başbakan'ın haberi olmadan arayıp programları iptal ettiriyorlar…”
Bugün Devleti ve hükümeti idare etmeye “muktedir” ilk başbakanımız, Ali Bulaç’ın anlatmak istediklerine dikkat ederse, ben sınırlarımız içindeki sorunları çözeceğine ve hayal ettiğim olimpiyat açılış konuşmasını. Sayın, Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk devlet başkanı olarak yapacağına inanıyorum.
Hazır altı bakanımızda bölgemizdeyken, Bir fıkra aklıma geldi sizinle paylaşayım
Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır.
Birden yağmur bastırır, Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar,
Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır.
Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır.
Soba yerden 1 metre kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir.
Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar.
Kimyacı: -Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış.
Fizikçi: -Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş.
Jeolog: -Burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış.
Matematikçi: -Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış.
Antropolog: – Adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş.
Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar.
Adam cevap verir:
– Boru yetmedi.
Sayın Başbakanım, birde boru yetmediğini söyleyen “ev sahibi oduncuyu dinleseniz”.

Biliniz ki Devlet

  Ünlü hukukçu ve fıkıh uzmanı. El-Maverdi 972-1058 arası yaşamıştır ve Alboacen olarak da bilinmektedir. şöyle der:   “…Biliniz ki devl...