23 Nisan 2020

Aklımızı ne zaman kullanacağız?

Aklımızı ne zaman kullanacağız?

Akıl, anlama ve kavrama gücü olarak tanımlansa da bilinçli bir şekilde anlam oluşturma, gerçekleri kurma ve doğrulayabilme, seçenekleri muhakeme edebilme, mevcut ya da yeni bilgileri mantık bağları çerçevesinde yargılayabilme yetileri olarak farklı tanımları da mevcuttur.
İnsana dair her şeyde olduğu gibi “aklın” tanımında da kesin bir uzlaşı sağlandığını söylemek güçtür.
Benzersiz bir şey mi yoksa doğadaki bir şeyin düzeyi midir pek anlaşılamamıştır.
Bilgi çalışmalarında aklı kullanmak tabiriyle mantık ilişkisi kurmak kast edilmektedir.
Dış dünyadan duyularla alınan verilerin ve hafızadaki resimlerin bilgiye dönüştürülmesi akıl sayesinde mümkün olabilmektedir. Gerekçelendirilmiş bilgi ise aklın üst düzey kullanımı olan mantık ile sağlanır.
Aristo’ya göre, “bilmek, nedenleri bilmektir.” Gerçekten de diğer türlü bilmeler sadece tekrardan ibaret olmakta, sebebini bilmeden söylediğimiz şey bizim için gerçek olamamaktadır. Biliyorum diyebilmek için nedenini bilmek, bunun için de aklı kullanmak gerekmektedir.
Locke’ye göre, “hayvanlar da bazı nedenselliklere sahiptir. Ancak insanlar, neden ve sonuçtan başka üçüncü bir aşamaya, kıyas yapmaya sahiptir.”

Şimdi insanlar, geç olmadan hemen bugün, aklını, mantığını ve kıyaslamayı kullanarak. Şunları sorgulamalıdırlar.
Koronavirüs nedir?
Koronavirüs kimlere yarıyor? Kimlere zarar veriyor?
Esnek çalışma saatleri ve evden çalışma modelleri, e-ticaret,  ülkelerinin ekonomisi,
OHAL ve KHK’li yönetim modellerini,
Parlamentoların güçsüzleştirilmesini, otoriter yönetimi, otokrasiyi, diktatörlüğü,
daha kapalı, daha muhtaç ve daha az özgür bir dünyayı yorumlamalıdır.
Ayrıca, dünya tarihine geçecek 2020 sonrası adının ne olacağını şimdiden kestiremediğim bu çağda, koronavirüs, kimler için yararlı bir amaca hizmet edecek?
Çoğulcu toplumların temel özelliği olan demokratik karar alma mekanizmalarına mı?
Demokratik kontrol mekanizmalarına tabi olmayan liderlerin kendi dünya görüşlerine aykırı her şeyi mümkün olduğunca örtbas etmelerine mi?
Aynı yöntemle, demokrasilerde koronavirüsle mücadelede kullanılan önlemler tartışılmalı, gündeme gelebilmelidir. Hatta bu tartışmaların sürecin en başından itibaren yapılması zorunlu olmalı. Birçok siyasetçi, konunun kendi geleceklerini tehlikeye atabilecek bir potansiyele sahip olması nedeniyle bu tartışmadan adeta virüsten kaçar gibi kaçmaktadır. Ancak bu konuda yürütülen tartışmaların yayılmasını, ortaya çıkmasını engellemenin yolunu eleştirileri bastırmakta bulmuşlar.

Koronavirüs ve onunla mücadele için getirdikleri yasaklar, mevcut eşitsizliklere ışık tutmakla kalmıyor yeni eşitsizliklere de zemin oluşturuyor. Tüm ülkeler hastalığı yenmenin ötesinde bir sınavdan geçmektedir. Bugünkü çıkar ortaklığı duygusu, kriz sonrasında toplumları biçimlendirecek mi?
İnsanlardan fedakârlık talep etmek için herkese yarayacak bir toplumsal sözleşmeye sahip olmanın faydasını Batı’nın liderleri Büyük Buhran ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında öğrenmişlerdi.
İnsanlar bugün aklını kullanmayacaksa ne zaman kullanacak.

Yazımı “Devlet benim” sözüyle ünlü XIV. Louis’in Fransa’yı 72 yıl mutlak monarşiyle yönettiği aklımızda olsun diyerek bitireyim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Biliniz ki Devlet

  Ünlü hukukçu ve fıkıh uzmanı. El-Maverdi 972-1058 arası yaşamıştır ve Alboacen olarak da bilinmektedir. şöyle der:   “…Biliniz ki devl...