Covid
19’lu Siyasi Zayıflık
30 Mart günü Macaristan Başbakanı Vikyor
Orban, uzun vadede iktidarını güçlendirmek için Covid-19'la mücadele krizini
bahane ederek Macaristan Parlamentosunda olağanüstü hal yasasını onaylattı. Bu
yasayla Orban, ülkeyi KHK'larla yönetmeye başladı. İnsanın tüylerini ürperten
bir durum, Parlamentoda gerekli üçte ikilik çoğunluğa sahip olduğundan yasanın
kabulü kimseyi şaşırtmadı. Yasada özel yetkilerin zaman sınırı olmaması
Avrupalı yorumcuları tedirgin ediyor.
Krizde, belirsiz bir süreliğine alınan
önlemleri, “otoriter bir müdahaleden” ayıran şey “Bu belirsiz süre.” Otoriter müdahalelerinde görülüyor ki. Hükümet,
kararnameyle bu olağanüstü hali uzatabilir ya da “parlamentonun zaruri olarak
ara vermesi” gerektiğinde fiili olarak yasa çıkarabilir, hatta yasaları
çiğneyebilir.
Kabul edilen yasada hükümetin aldığı
önlemlerle ilgili “yalan haber” (hükümete göre) yaymaya 5 yıl, karantinanın
ihlal edilmesine 8 yıl hapis cezası öngörüyor. Bu yasanın, sağlık krizinin
ardından ülkesini diktatörlüğe hazırladığını görebiliyoruz. Gerçek bir sağlık
krizinden sonra bile böyle bir yasanın nasıl diktatörlüğe yol açabileceğini
görmek çok zor değildir. İnşallah yanılırım.
Rejim taraftarları, Budapeşte'deki
parlamentonun demokratik icra yetkisine sahip olduğunu, gerektiğinde hükümete
dur diyebileceğini söyleye dursun, iktidar partisinin genel kurulda çoğunluğa
sahip olduğu düşünüldüğünde, söylenenler boş umuttan öteye gidemiyor. Bunu fikri
savunanların Çin'i de kusursuz bir demokrasi olarak kabul etmesi gerekir. Ne de
olsa Çin'de de Ulusal Halk Kongresi var. Ve bunun görevi, iktidardaki
komünistleri denetlemek.
Bu gelişmelere bakıldığında AB’nin elinde,
seyirci kalmasını mazur gösterecek bir argüman da kalmıyor. AB, tam ortasındaki
liberal bir demokrasiyle yaşamayı iyi kötü becerdi. Ama artık liberal bir diktatörlükle
birlikte yaşayamaz. Hükümete yakın Demokratlar, OHAL yasasına rağmen Orban’ın
gücünün sınırlı kalacağını söyleyerek eleştirilere cevap verseler de, OHAL,
sınır tanımaz.
Anayasaya aykırı kanun hükmünde
kararnameler ve düzenlemeleri, acil durum halinde bile çıkarmak mümkün değil.
Anayasa mahkemesi halen görev başında ve sorunlu bulduğu kararnameleri iptal
edebilir. Yeni yasa uyarınca OHAL gerektiğinden fazla uzatılamaz ya da
tehlikenin savuşturulması için gerekli ya da orantılı olmayan düzenlemeler
çıkarılamaz. Dese de Macaristan muhalefetini tanıyoruz ama yine de son yüz
yılın en büyük pandemisi yaşanırken bile kendi hayal kırıklıklarını görmek
insanı şaşırtıyor ve üzüyor.
Siyaset bilimci Bogdan Goralczyk,
Rzeczpospolita’daki yazısında, Polonya'nın da Macaristan'ın izinden
gideceğinden endişe ediyor.
OHAL altında seçim yapmak nasıl
antidemokratik bir uygulamaysa, Polonya da Kaczynski kendi adayı ve partisi
için hukuka aykırı yasalar çıkartabilsin diye seçim yasasını değiştirmek de bir
o kadar anayasaya aykırıdır. Kaczynski’nin mutlak liderliğinin önünde sadece
birkaç engel kaldı ki bunlardan biri Yüksek Mahkeme. En geç mevcut mahkeme
başkanının görev süresi bittiğinde, kendisine sadık biri yerine gelene kadar,
buraya da müdahale edebilecek.
Polonya Anayasa Mahkemesi eski
başkanlarından Jerzy Stępien’e göre, Polonya diktatörlük olma yolunda
ilerliyor. Bence de. Bugün ülkede otoriter rejimin niteliklerini de görmek
mümkün. Muhalefet bu sorunu maalesef küçümsedi ve Polonya seçim yasasındaki
yasadışılık virüsle mücadelede kullanamadı. Şimdi, kalan tek umut hükümetin
kendine ayna tutmasıdır. Seçim yasasında yapılan değişikliğin doğuracağı
tehlikeleri muhalefet bile önemsemediği için, iktidarın yasa değişikliğini geri
alması da beklenemez. Hükümetin bu talihsiz uygulamayı geri çekene kadar, bunun
olası trajik sonuçları konusunda uyarmaktan vazgeçilmemelidir.
Çek Savunma Bakanı Lubomir Metnar’da
kriz zamanları tüm yetkilerin başbakanda toplanması gerektiğini söyledi. Pravo
gazetesi, Macaristan örneğini takip etmek konusunda kaygılı
Bu tür özellikler otoriter yönetimin ihtiyaç
ve derin isteklerde ortaya çıkar.
Trump ve Brezilya'nın devlet başkanı
Bolsonaro gibi, çok sayıda dünya politikacısı şimdiki korona krizinde
kendilerini göstermeye başladılar. Hızla ilerleyen virüs dalgası hakkındaki
“benden sonra Kaos” kısa süre sonra trajik sınırlara ulaşacak toplumda korku
yaratan yalanları veya büyük ama düşünülemez manşetlere olan tutkusu, ülkesini
ölümcül “sürü bağışıklığı” kavramına uzun süre dayanan İngiliz Başbakanı
Johnson’da Bunlar arasında.
Bunlarla birlikte “otoriter içgüdülerini,”
hayata geçirmek için Putin gibi krizi kullanılmayanlarda
var. Büyük ölçüde fark edilmeden 2036'ya kadar görev süresi sağlamlaştırıyor.
Kendisini yolsuzluk suçlamalarından
korumaya çalışan. Benjamin Netanyahu’da çoğunluğu olmayan Knesset’in bu hafta
tekrar toplanmasına izin vermedi. Cep telefonu verilerine gizli erişim
planlarını onaylaması gereken bir meclis komitesini görmezden gelip. Süreci
süresiz olarak ertelemeye çalışıyor.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der
Leyen, AB üyesi devletleri orantısız kriz önlemleri almamaları dışında bir şey
söylemedi. AB bu gelişmeleri kaçırmaz. Ama henüz kimse bir şey söylemedi. Birçok
Avrupa basını bu modellerin diğer ülkelere de sıçramasından endişeli ve
Brüksel'den atağa geçmesini bekliyor.
Ne yazık ki, bu gelişmeler aynı zamanda
krizde “gerçek özün” ortaya çıktığı bir durumdur.
Brüksel örneğinde ölümcül siyasi
zayıflık, ülkeler ulusal olarak tek başına gitmek norm haline geldi, ortak bir
çözüm arayışı ya da yaklaşımı boşuna. İç pazardaki başarıların bile mücadele
edilmesi gerekecek
Özellikle de hastalık dalgalarının sona
ermesinden çok sonra, insanların serbest dolaşımı tekrar ele alınacaksa. Ya da
ortak bir dış politika ve dayanışma ilkesi. Karşılıklı yardım neredeyse hiç
yoktur.
Rusya ve Çin jeopolitik boşluğa giriyor.
Bu, her ikisinin de yardım ettiği İtalya’da geçerlidir, ancak en azından
Balkanlar’da değildir. Tıbbi malzemelere yapılan ihracat yasağı öfke ve terk
edilme hissi yarattı.
Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic
azarlıyor ve şu anda meclis siz karar veriyor.
AB Komisyonu 2017'de, AB değerlerini
ağır bir şekilde ihlal ettiği gerekçesiyle Polonya'ya, üye ülkenin AB
Konseyi'ndeki oy hakkının elinden alınmasını öngören ve 'nükleer seçenek'
olarak bilinen 7. maddeyi uygulamıştı. Bundan altı ay sonra Avrupa Parlamentosu
aynı maddeyi Macaristan'a uygulama kararı aldı. Ancak bu kararlar oybirliğiyle
verilmek zorunda ve bu iki ülke, kararları karşılıklı veto ederek birbirlerini
koruyor. Şimdi Macaristan'ın para musluğu kısma ve farklı şekilde baskı yapma
zamanı. AB'nin, ortak değerlere, hukuk devleti ilkesine, bireysel hak ve
özgürlüklere uymayan bir üyesi olamaz. Macaristan'a “üye devlet gibi davran ya
da birlikten ayrıl” ültimatomu verilmeli. “Orban’ın para musluğunu kapatın. Brüksel
geçmişte olduğundan daha radikal önlemler almalı,” diyor Sydvenslan
Açık olmak gerekirse, korona doğal
olarak çok fazla önlem gerektirir. Zayıf sağlık sistemlerine sahip ülkeler, iyi
nedenlerle daha katı ve muhtemelen daha uzun vadeli önlemler almaktadır. Özellikle
ihtiyaç ve kriz zamanların da Parlamentoların güçsüzleştirilmesi ve özellikle
kuvvetler ayrılığı gibi kontrol mekanizmalarından kaçınma bunlardan biri
olamaz. Çünkü tüm ülkeler için, bu kurum kümeleri demokrasi için esastır.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder